acı kaybım…

Pardus yüklü emektar bilgisayarımı kaybetmenin yasını mı tutayım yoksa yıllardır arşivlediğim bilgilerimin elimden uçup gitmesine mi yanayım? bilemiyorum… İki sene de bir yanan ekran kartına alışmıştım ama anakart ve diğer bileşenlerin aynı anda bozulabileceği hiç aklıma gelmemişti.

Lise Yılları

Sene 99, Yer Pertevniyal lisesi.. Lisenin avuçiçi kadar olan bahçesinde 3 fen-B öğrencileri fizik öğretmenleri Mehmet bey ile hatıra fotoğrafı çektiriyorlar. Arkada bulunan erkeklerden biri Fizik öğretmeni ile aynı karede yer almaktan pek mutlu değil. Aslında lise yıllarında Fizik öğretmenlerinin hiç biri ile arası iyi olmamış ( Üniversite hocalarını da bunun içine katın siz).Resmin hemen altında bu erkek öğrenciye ait bir şiir. O dönemler şiire meraklı. Eski yeni yüzlerce şiir kitabı okumuş. Edebiyat dergileri elinden düşmeyen bir Fen öğrencisi. Aslında katıldığı şiir yarışmalarında aldığı ödüllerle de bu konuda rüştünü ispat etmiş. Yani “yağdı yağmur, çaktı şimşek, sen de mi şair oldun be ….” seviyesinden değil…

Gimp Animasyon Paketi (GAP)

Daha önce maidis‘in yardımıyla GAP paketini kurduğumu ve yazılımı tanımaya başladığımı söylemiştim. Yeteri kadar kaynak olmaması beni deneme yanılma yoluyla GAP’ı tanımaya itti. Ortaya aşağıdaki gibi basit gariplikler çıktı. Yeteri kadar denem yaptıktan sonra ders ve çalışmalar yine GimpTr‘de kendine yer bulacak.

Güzel bir günün ardından…

Dün doğum günümdü aynı zamanda Pardus 2009 Beta sürümünün çıkış günü. Bir de bu güzel güne Nuray’ın Anaokulu Gösterisi eklenince değmeyin keyfime.

Tanıyanlar bilir ki sıkı bir Pardus kullanıcısıyım. Alakalı alakasız her mecliste ağzımdan bir Pardus lafı çıkar. Maksat herkesin bir kulak aşinalığı olsun. İleride bir yerde denk geldiklerinde yabancılık çekmesinler. Malum, bilmediğimiz her şeye ön yargılarla yaklaşan bir milletiz. Pardus projesi sağlam adımlarla ilerliyor. Dün 2009 beta sürümü duyuruldu. Ayrıntılar burada. Henüz indirip denemedim. Açıkçası böyle bir niyetimde yok. Ben kararlı sürümü bekleyenler grubundanım. Pardus 2008 şu an bana fazlasıyla yetiyor. Ama KDE 4 masaüstü ortamının güzelliklerini de yaşamak istiyorum. Kubilay bey sağolsun bu konuda o kadar çok yazı yazdı ki canım çekti bir kere. Kararlı sürümün çıkmasına da pek bir şey kalmadı hani.  İsterseniz hep birlikte geriye doğru sayalım, ya da durun bizim yerimize şu güzel sayaç saysın geriye;

Sıra geldi Azra Nuray’ın gösterisine. :) Bizimki kendini aşmış. Kelebekler sınıfı (3-4 yaş grubu) onu kesmemiş bir de Yıldız (5-6 yaş grubu)olmuş. Her iki grupta da gösterilere çıktı can tanem. Tombul kelebeğim haliyle baya yoruldu. Gerçi iki saati aşkın süre sürekli alkıştan bizler de yorulduk. Bizlere güzel bir gece yaşattıkları için can tanem ve arkadaşlarına kocaman teşekkürler.

Zaman hızla akıyor, yaş yerinde durmuyor. Diyecek başka bir şey yok ; hoş geldin 28 yaşım….

orada neler oluyor?

Hayatımız sınavlarla doldu. Önce  OKS  üçe bölündü şimdi de ÖSS ikiye. Sınavların giderek azalacağını umut ederken sukut-u hayale uğradık. Milli eğitim bakanlığı yeni sistemle dershaneler azalacak dedi olmadı, SBS kolay olacak dedi 7. sınıflar neye uğradığını şaşırdı. Uzun Türkçe soruları ardından ağır matematik bölümü öğrencileri bitirdi. Bozuk moralle Fen ve Sosyal bölümlerine geçenler sorular kolay olsa bile o ruh haliyle ne yapabilirdi ? yıl boyu çalışıp didinen çocukluğundan, oyunundan fedakarlık edip yığınla test kitapları arasında dirsek çürüten öğrencilere son dakika golü atmayı başaranlara kocaman alkışlar.

Bu çocuklara ne öğrettiniz ki ne soruyorsunuz ? Daha dün gibi kulağımda denilenler; “Dershanelere gerek kalmayacak, çocuk okulda ne görüyorsa oradan soracağız. Yıl boyu dikkatli çalışan herkes soruları çözebilecek”.  Ama öyle olmadı. Çoğu aile yine çocuklarını dershanelere kapadı, oyunlarından eğlencelerinden çaldı ve sonuç yine hüsran. Dershaneye gidenler bile yapamadı bırakın sadece okula gidenleri…

Düşünüyorum da bu kadar saçma bir şey olamaz. Eğitim sistemi ezbere dayalı, test çözmeyle ilgili hiç bir şey yok. Yıl boyu ezberle doldurduğunuz beyinleri sene sonunda düşünme, mantık yürütme odaklı testlerle ölçüyorsunuz. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Ekmediğiniz bir şeyi çocuklardan nasıl bekliyorsunuz ? Sahi Ankara’dan, masa başlarından Türk eğitim sistemi nasıl görünüyor. Orada neler oluyor sayın yönetenler ?

←Önceki