New York’ta Beş Minare
Bizler çok şişirme filmler gördük. Utanmadan zekamıza hakaret eden, sanat adı altında ama sanattan binlerce ışık yılı uzakta zevksiz, tatsız, tuzsuz ne ucube şeyler izlettiler bize. Emeğe saygı muhakkak ama sırf saygı göstereceğim diye “kral çıplak” demekten kimse alıkoyamaz bizi. “Belki şimdi olmuştur diyerek hem maddi destekte bulunmuş oluruz” düşüncesiyle giderdik Türk filmlerine ve çıkışta aynı şeyler dökülürdü ağzımızdan “Türk filmi mi ? bi daha asla” .
Bu sert girişten sonra gelelim meselemize. Mahzun Kırmızıgül yönetmen midir? Diğer filmlerine ek olarak bu filmi izledikten sonra gönül rahatlığıyla diyebilirim ki “evet, çoğu balon yönetmenden daha yönetmendir”. Kabul görsün ya da görmesin adamın bir dünya görüşü, meselelere karşı bir duruşu var ve bunu açık yüreklilikle çektiği filmlere aktarıyor. Sosyal meselelere çekinmeden derinlemesine çözümlemeler yapıyor. Sorguluyor, mesaj veriyor,…
Film için paraya kıyıldığı belli. Amerika, İstanbul, Bitlis… Aksiyon sahneleri, Yabancı oyuncular, Kaliteli çekimler,….
Senaryo; Kırmızıgül’ün tarzı mevcut durumu farklı gözlerden göstermek ve mesaj vermek olarak düşünüldüğünde fena değil ama her zaman daha iyisi vardır. Tabi burada şunu da unutmamak gerek; Ülkemizde kaç tane sağlam film senaryosu yazabilecek senarist var ki ? ( istikrarlı giden bir Yavuz Turgul ya diğerleri? ). Senaryo yazmak bile ustalık gerektirirken bir de içini mesajlarla doldurmaya çalışmak filmin ayağına pranga olmuş. Çiçeği burnunda yönetmenimiz bu prangalardan hiç rahatsız değil çünkü bu kendi seçimi.
Oyunculuk ; Haluk Bilginer mükemmel. Sadece onun performansı için bile izlemeye değer. “Mahzun filmlerde oynamasın sadece yönetsin” fikri bana oldukça mantıklı geliyor. “Yabancı oyuncular gerekli mi?” sorusu irdelenmeli. Burada şu mantıkla yaklaşıyorum; sinema bir show dünyası, eğer insanların filmlerinizi izlemesini istiyorsanız onlara tanıdık yüzler sunmalısınız. Filminizin yurtdışında izlenmesini istiyorsanız bu seyirci kitlesi için de aşina simalar filmin içinde yer almalıdır ( kendi memleketinizde böyle uluslararası oyuncular varsa onlarla yoksa yurtdışından oyuncu takviyesi ile ). Filmde yer alan yabancı oyuncular tanınmış yüzler ama bahsi geçen seyirciyi çekebilecek potansiyelleri var mı ? tartışılır. Oyunculuk gücünün sergilenmesi için biraz da senaryonun karakterleri derinlemesine irdelemesi gerekir. Yani oyuncuya çeşitli ruh hallerinin yaşatılacağı şanslar vermelisiniz ki oyunculuğunu seyirciye gösterebilsin. Bu noktada senaryo aceleye gelmiş bazı karakter tahlilleri tam yapılamamış diyebiliriz. Belki de karakter tahlilleri de mesaj kaygısı içinde erimiştir.
Polislerin yemin sahnesi, Ülkücülerin and içmesi, Camideki dervişlerin zikri gibi bazı sahneler için gereksiz diyenler var. Bence bunlar filme güzellik katmış ayrıca temelde verilmek istenen mesaja hizmet etmiş.
Bu yazı böyle uzar gider. Yazılacak çok şey var da bilgisayar başında fazla zaman yok. eğer vaktiniz varsa izlemeye değer bir film. Sinemada ya da televizyonda … kaçırmayın derim. Hem 4 haftada 3.050.517 kişi izlemiş. Umarım İzleyici sayısı 3.325.842′yi geçer de 2010 yılının da en çok izlenen filmi Recep İvedik olarak tarihe yazılmaz..

